Bilinçsizliğin LED Sektörü Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Üretici, ithalatçı ve kullanıcıların LED hakkında yeterince bilgiye sahip olmaması, sektörün imajı açısından ciddi sorunlar ortaya çıkarıyor. Bu bilgi eksikliğine bir de sektörün artan cazibesi eklendiğinde Türkiye’nin bir LED çöplüğüne dönüşmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Bilinçsizliğin LED Sektörü Üzerindeki Olumsuz Etkileri
02.06.2016
92
A+
A-

LED bazlı aydınlatma ürünleri, Türkiye’de büyük bir hızla yaygınlaşıyor. Fakat bu, bilinçli bir yaygınlaşma olmaktan tamamen uzaktır. Bilinçsiz satıcılar, üreticiler ve alıcılar yüzünden Türkiye LED çöplüğüne dönmüş durumdadır. Söz konusu sağlıksız büyümenin nedenlerini şu şekilde gruplamak mümkündür;

1. LED sektörünün cazibesi,
2. Satıcı ve üreticilerin konuya yeterince hakim olmamaları,
3. Tüketici bilinçsizliği, taahhüt süreleri, kısa vadeli ekonomik hedefler,
4. Çin ve internet faktörü, gümrük sorunları,
5. Üreticiler, tüketiciler ve bazı kuruluşların fikri haklar konusundaki ortak umursamazlığı,

Sektörün Popülerliği

LED’ler, dekoratif aydınlatma ve reklamcılık alanlarında vazgeçilmez olmaya başlamıştır. Kalite konusunu kısa süre için bir kenara bırakırsak, bu alanlarda kullanılan ürünler için fiyat yelpazesinin alt ve orta uçları oldukça uygun hale gelmiş; ürünler, tüketiciler tarafından aranır olmuş ve talep artmıştır. LED bazlı teknik aydınlatma ise ancak son bir buçuk yıldır teknik yeterlilik açısından uygulanabilir hale gelmeye başlamıştır. Ancak, hem kendine özgülükleri hem de zaman içinde çözüleceği kesin olmakla birlikte bazı sorunları vardır.

Teknolojik imkanlar gelişmekte, ithal ürün gamı genişlemekte ve tüketici tarafında talep patlaması yaşanmaktadır. Bu durum, tek kişilik şahıs şirketlerinden büyük firmalara kadar çok sayıda şirket için ticari fırsatlar anlamında (doğal olarak) son derece çekici görünmektedir. Ancak, söz konusu çekicilik, üretim alanında bir sonraki bölümde de detaylı olarak anlatılacağı üzere uzmanlık eksikliği sorununu beraberinde getirmektedir. Sektör, kaliteli ve uygun fiyatlı ürün oluşturmaya odaklı bir rekabet yerine Ar-Ge’ye zaman ya da para harcamadan, kısa vadede en ucuz ürünü bir biçimde ithal ederek ya da bir şekilde bir ürün yaparak satmaya yönelik bir rekabete doğru ilerlemektedir.

LED-Aydinlatma-Lumen-Olcme

Tüketicinin sektörün yeni olması nedeniyle optimum seçimi yapacak bilgi ve tecrübeye sahip olmadığı bir pazarda ise bu durum son derece kaygı vericidir. İkinci bir sorun ise pek çok LED aydınlatma ürününün modüler, kesilip birleştirilebilir ya da tak çalıştır yapıya ve düşük gerilimle çalışma özelliğine sahip olması; daha doğrusu durumun böyle basit ve kolay görünmesidir. Gerçekte çok farklı kalitelere sahip ürünler, görünüş olarak birbirine benzemektedir. Bu da, ürünlerin ithalatını ya da üretimini, ürünlerin kullanıldığı çeşitli ölçekteki uygulamaların gerçekleştirilmesini aslında olmadığı kadar kolay göstermektedir. Standart ampuller satan mağaza ve dükkanlarda LED çubuklar, şeritler, power LED modüller artık sıklıkla görülmektedir. Burada sorun şudur ki, standart bir T5 floresanın tersine bu tür LED ürünler, henüz tam anlamıyla son kullanıcıya yönelik bitmiş ürünler değildir. Nasıl bir güç kaynağı ile sürüleceği, ne kadar güç çektiği, RGB ürünlerde kuvvetlendiricinin ne olduğu ve nasıl kullanılacağı, birden çok modül söz konusu olduğunda nasıl sürüleceği, nasıl monte edileceği müşteriye teknik olarak açıklanmak zorundadır. Hatırı sayılır sayıda ve durumda bu yapılmamakta veya yapılamamaktadır. Çünkü, böyle durumlarda müşterinin olduğu kadar satıcının da bu yarı bitmiş ürünler ile ilgili yeterli bilgisi bulunmadığı görülmektedir. Sonuç ise müşteri tarafından yuvarlak ya da kare biçiminde her iki ucundan da güç kaynağına bağlanmış LED şeritler ya da doğrudan 220 VAC gerilim verilmiş power LED modüller olmaktadır.

Satıcı ve Üreticilerde Uzmanlık

Türkiye’deki LED sektörü, bir dönem başka alanlarda da yaşananlar gibi tehlikeli bir seyir izlemektedir. Konu ile ilgili uzmanlığı olmayan bazı girişimciler, gerekli altyapıyı kurmadan LED aydınlatma sektörüne girebilmektedir. Katı hal aydınlatma sektörü ise henüz son kullanıcıya doğrudan hitap edebilecek bir olgunlukta değildir. Sözü edilen kendine özgülüklerin ve sorunların giderilmesi bir yana, bu sorunların yalnızca iyi anlaşılabilmesi bile birden çok mühendislik disiplinini kapsayan bir uzman kadro gerektirmektedir. Mevcut durumda ise konu ile ilgili uzmanlığı olmayan ya da asıl sektörü tamamen farklı bazı girişimciler, mevcut kadrolarında değişiklik yapmadan ve gerekli uzmanlık altyapısını kurmadan sektöre girebilmektedir. Bunun sonucu ne yazık ki kısa vadede tüketicinin, orta ve uzun vadede ise tüm sektörün aleyhine olmaktadır. Şu hususlar üzerinde durmak, konunun ciddiyeti hakkında fikir verebilir;

  • Halojen projektör kasasının içine yerleştirilmiş delikli plexi malzemenin üzerine monte edilip, star tip mini soğutucusu dışında başka bir soğutucuya sahip olmayan 1 W’lık LED’lerden yapılmış ürünlere bile piyasada rastlanabilmektedir (Çin malları dahil).
  • Pek çok ürün sabit akım değil, bir direnç üzerinden sabit (?) voltajla sürülmektedir.
  • Soğutma işlemi, genellikle termal tasarım gereklerine ve hesaplamalara göre değil göz kararı yapılmaktadır.
  • Termal özellikli yapıştırıcı pazarı, talep yokluğundan dolayı hemen hemen bomboş durumdadır.
  • Bazı yüksek güçlü LED’li ürün tasarımları, metal PCB kullanmadan yapılmaktadır. Metal PCB tasarımlarındaki devre yolu tasarımları bile standart devre tasarım yöntemleri ile yapıldığından sonuç ürünler optimum olmamaktadır.
  • Yüksek güçlü LED’lerin montajında üreticinin belirttiği kritik lehimleme profillerine genelde dikkat edilmemektedir.
  • Pek çok su geçirmez ürün, deyim yerindeyse “çekomastiğe kuvvet” yapılmakta, tasarımdaki izolasyon problemleri bu şekilde giderilmektedir. Bunun sakıncaları ise ortadadır.
  • LED markalarına ve tiplerine göre optimize edilmiş lensler, gerçekte mevcut olduğu halde sadece lens açısına ve lens tutucunun LED’in üzerine yaklaşık olarak oturup oturmadığına göre lens ve tutucu seçimi yapılmaktadır. Optimize lenslerde lens-LED arası mesafe gibi özellikler de önemlidir. İkincil optik denilen lensler, armatürlerin aslında en kritik bileşenlerini oluşturmakla beraber, bu ürünlere gereken önem verilmemektedir. Piyasa, bir “no-name” lens cenneti durumundadır. Kullanılan çoğu lensin markası, malzemesi, sıcaklıktan nasıl etkilendiği, ışık geçirgenliği, uzun vadede renklenme yapıp yapmadığı gibi faktörler bilinmemektedir ve (görünen o ki) sorulmamaktadır.
  • LED markası faktörüne gereğinden fazla dikkat edilmektedir. LED markası, ürünün markasıymış ve ürünün genel kalitesinin tek göstergesiymiş gibi bir izlenim mevcuttur. Bu, hem satıcılar hem de tüketiciler arasında yaygın bir durumdur. Kötü bir tasarım ile en kaliteli LED’den bile iyi sonuç alınmayacağı; tersine, ortanın üzeri kalitede bir LED iyi bir tasarımda kullanıldığında gayet başarılı sonuçlar elde edilebileceği göz ardı edilmektedir.

Sıklıkla, tüketiciye power LED ömürlerinin en az 50 bin saat olduğu söylenmektedir. Bu denenmiş midir, raporları var mıdır? RGB projektörlerin önemli bir kısmı (ithal olanların pek çoğu da dahil) tam parlaklıkta beyaz dengesi için optimize edilmemiştir. Sonuç, genellikle kırmızı ışığın baskın olduğu pembemsi veya morumsu bir beyaz olmaktadır. LED’lerin sağladığı elektrik tasarrufu, tüketiciye sıklıkla yanlış aktarılmaktadır.

“Türkiye’de LED aydınlatma ölçüm test analiz ve yaşlandırma labaratuvarları kurulması ve bu işin uzman kişilerce yapılması, sektöre hak ettiği değeri kazandıracaktır.”

Pek çok tüketici (kişisel ya da kurumsal), LED aydınlatmaya geçtiklerinde aydınlatma giderlerinin yüzde 80-90 oranında düşeceğini sanmaktadır. Bu problem, kısmen tüketicilerin okudukları teknik yazıları yanlış yorumlamalarından ve/veya kulaktan dolma bilgilere güvenmelerinden de kaynaklanıyor olabilir. Ancak, sektörümüzün de bu yanlış inanışları düzeltme noktasında pasif ve eksik kaldığı bir gerçektir. LED aydınlatma ürünlerinden alınabilecek aydınlatma performansına ait vaatler ve sunulan simülasyonlar, genellikle fazla iyimser olmaktadır. Bu durum, tüketici beklentisini başlangıçta gerçekçiliğin ötesinde yükseltip, sonunda hayal kırıklığı yaratmakta, bu da sistem iadelerini, proje iptallerini, parasal kaybı ve hatta hukuki sonuçları beraberinde getirmekle kalmayıp, LED ürünlere karşı genel bir şüphe ve çekimserlik de yaratmaktadır. LED iyi mi kötü mü diye şüpheler doğmaktadır. Yakın geçmişe kadar ışık kalitesi ve gücü açısından LED aydınlatmaya (haklı olarak) çekinceli yaklaşan mimarlar, bu tür nedenlerle sektörce hayal kırıklığına uğratmakta olduğumuz grupların başında gelmektedir.

Genel aydınlatma bilgisi konusunda yaygın ve kaygı verici bir eksiklik mevcuttur.

Piyasada lux, lümen gibi aydınlatma birimleri birbirine karıştırılmakta, “bir armatürün çıkardığı toplam lümen miktarı” lux gibi gösterilmekte değişik yalan yanlış bilgiler verilmekte tamamen anlamsız değerlerden söz edilebilmektedir.

LED sektörüne bazı girişimciler, 840-830 teriminin anlamını dahi bilmemekte; ürünleri sektörün temsilcileri mimarlara soğuk beyaz sıcak beyaz gibi terimler kullanarak sunmaktadır. Gerçekte böyle bir terim yoktur. Tamamen 827, 830, 840 gibi ürün renk sıcaklığı vardır. Sektörde CRI’in ne olduğunu bilmeyen üreticiler- satıcılar bile bulunmaktadır. Oysaki CRI, çok önemli bir konudur.

En az bir üreticimizin tanıtım broşüründe LED ürünlerin az ısı yaydıkları için küresel ısınmanın önlenmesine faydalı oldukları yazmaktadır. Bilimsel açıdan son derece yanlış olan bu ifade, müşteriye bilimsel görünüşlü bazı bilgilerin ne denli kafa karıştırıcı şekilde verilmeye çalışıldığı konusunda bir örnektir ve düşündürücüdür. Gerçek şudur, klasik tip akkor flamanlı ampuller veya tasarruflu ampuller üretilirken fabrikalardan çıkan gazlar ve buna benzer etkenlerden dolayı küresel ısınmada daha kullanımı etkendir, ısı yaymama özelliği bunu içinde çok ufak bir faktördür.

Armatür ışık akılarının LED ışık akılarının toplamına eşit olmadığı sıklıkla göz ardı edilmekte, toplam akı değeri iddiaları bu nedenle gerçek hayatta ölçülebilen sonuçlarla uyuşmamaktadır. Bunun nedenlerinden biri, özellikle Uzak Doğu’dan ithal edilen ürünlerde görülen genelde eksik ve hatalı dokümantasyonun olduğu gibi Türkçeye çevrilmesidir.
Burada sayılanlar, piyasadaki firmalar, tüketiciler, satıcılar ve ürünlere ilişkin pek çok gözlemden çıkan tarafsız sonuçlardan bazılarıdır. LED armatür tasarımı için klasik tasarım yöntemleri geçerli değildir. Çünkü, LED’lerin doğal ışıma biçimleri geleneksel ışık kaynaklarından farklıdır. Armatür, ışık kaynağının bu özel yapısına göre şekillendirilmek zorundadır. LED’lerin termal karakteristikleri gereği, pek çok durumda armatürün kendisi soğutucu yapının bir parçası olmak ya da soğutucuyla termal tasarım gereklerine uygun biçimde birleştirilmek zorundadır.

Masterled-Multichip-COB-LED

Soğutma tasarımı, başlı başına bir uzmanlık konusudur. Noktasal ışık nedeniyle, kamaşma önlemenin gerekli olduğu uygulamalar için buna göre tasarım gereklidir. Armatür veya soğutucunun yapısı, armatürün birim alanında harcanan güce bağlıdır. Armatür ve soğutucunun kalitesi bile termal karakteristikler üzerinde etkiye sahiptir. Yansıtmaya dayalı yönlendirmeden çok, lensler göz kararına dayalı yönlendirme söz konusudur. Simetrik, eliptik, asimetrik veya özel yapılı lenslerden hangisinin seçileceği yine armatürün kullanım amacına göre belirlenir. Armatürün içinde LED ışık kaynağının bulunması gereken düzlemin seviyesi ile geleneksel ışık kaynağının seviyesi birbirinden farklıdır. LED’ler, elektriksel karakteristiklerinin gerektirdiği biçimde ve sabit akımla sürülmek durumundadır. Akımın sabit olmaması, ürünün hayat süresinde kısalma, LED’lerde arızalanma, ışık renginde kayma (beyaz ışığın bir süre sonra morumsu ya da pembemsi) renge dönüşmesi gibi çeşitli sonuçlara neden olur. Eğer standart bir sürücü kullanılmıyorsa akım regülatörlerinin ısınmaya katkısı ve soğutulması da yine göz önünde bulundurulmak durumundadır.

Görüldüğü gibi armatür ve LED ışık kaynağı, standart bir halojen spot, tasarruflu ampul ya da floresan lamba ile kullanacak bir armatürün tasarımının tersine teknolojinin şu anda bulunduğu noktada birbirinden bağımsız değil, birbirine göre şekillenip tasarlanmak zorunda olan, bu anlamda iç içe girmiş yapılardır. Ürünler ve yarı ürünler, modülerleşmiş veya standartlaşmış olmaktan henüz uzaktır. Armatür tasarımı için elektronik, termal ve optik tasarım konularında ciddi mühendislik bilgi ve tecrübesine, mümkünse optik ve termal tasarım yazılımlarına ve tüm bunların düzgün şekilde bir araya getirilebilmesine ve hatırı sayılır yatırıma ihtiyaç vardır. Aynı nedenlerle, mevcut bir armatür kasasını ya da bir alüminyum profili alıp içine LED dizmek, kasada önemli değişiklikler yapılmadığı takdirde olumsuz sonuçlar vermektedir. Retrofit olarak adlandırılan LED’li ışık kaynağına dönüştürme işlemi mümkündür. Güvenilir ve işe yarar bir retrofit ürün ise ancak yazıda geçen kritik noktalarda gereken değişiklikler yapıldığı takdirde yaygın ve kaygı verici bir eksiklik mevcuttur.

COB-LED-Dizme

Uzmanlığı aydınlatma olan şirketlerin bile LED aydınlatma konusunda teknik ve tasarım kadrolarını eğitip gerekirse teknoloji, tecrübe ve bilgi transferi yapmaları ya da danışmanlık hizmetleri almaları zorunlu hale gelmiştir. Bu durum, hem armatür tasarımı yapan hem de proje geliştiren, aydınlatma tasarımı ve uygulamaları yapan şirketler için geçerlidir. Yalnızca katı hal aydınlatmasına odaklanmış şirketler bile çoğu sektördekinden daha fazla olarak teknik bilgi, altyapıya sahip olmalı ve tasarımlarını sürekli güncellemelidir.

Aydınlatma amaçlı LED teknolojisi, durağanlıktan çok uzaktır ve LED komponentlerin teknik özellikleri son derece hızlı geliştirilmektedir. Saygın aydınlatma firmaları, sürekli olarak kendilerini geliştirmek durumundadır. Aksi taktirde zaman, imaj ve para kaybedeceklerdir. LED aydınlatmada tecrübe, bilgi, deneyim iş başındadır. LED verimleri, her
18-24 ayda bir yaklaşık 2 kat artmaktadır. Ancak, gelişen sadece verim değerleri değil ışığın beyaz sıcaklığı, kalitesi ve tutarlılığı (CRI), izin verilen sürme akımları ve jonksiyon sıcaklıkları, ömür süreleri, tek bir kılıftan elde edilen toplam lümen değerleri, kılıflama metotları, yarı ürün tipleri ve maliyetlerin de aralarında bulunduğu pek çok faktördür.

Tüketici Bilinçsizliği, Taahhüt Süreleri, Kısa Vadeli Ekonomik Hedefler

Tüketicinin LED ile ilgili bilinç ve bilgi eksikliğinin olması daha kolay anlaşılabilir. Sektör, dünyada olduğu gibi ülkemizde de yenidir. Dolayısıyla herkes bir öğrenme
ve tecrübe kazanma sürecinden geçmektedir. Ancak, bu tecrübe ve öğrenme süreci, müşterinin bilgisizliğinden yararlanarak para kazanmak olarak algılanmamalıdır. Böylesi yaklaşımlar, LED sektörüne itibar kaybettirmekte ve Türkiye, LED çöplüğüne dönmektedir. Aydınlatma işinin projelerde genel olarak en sona bırakılması, gerekli malzemelerin zamanında seçimini, sunumunu, demolar yoluyla en uygun ürünün onaylatılıp üretilmesini veya ithal edilmesini pek çok durumda imkansız hale getirmektedir. Bu da, elde olanın kullanılması yoluna gitmeyi tek çözüm haline getirmektedir.

Sonuçta da optimum olmaktan uzak proje çözümleri ortaya çıkmaktadır. LED aydınlatma ürünlerinin ilk maliyetinin yüksek olması, özellikle gerçekleştirilip işletmecisine devredilen projelerde LED ürünlerin kullanımını sınırlamaktadır. Projedeki ilk maliyete katlanan ve daha sonra işletmeyi yapan taraflar farklı olduğunda, doğal olarak toplam sahip olma maliyeti kavramı geçerli bir açıklama olmaktan çıkmaktadır.

Bu sorunun görünürdeki tek çözümü ise zaman içinde yalnızca toplam sahip olma maliyetinin değil, ilk maliyetin, yani ürün fiyatının da geleneksel ürünler ile rekabet edebilir düzeylere çekilebilmesi olacaktır.

Uzak Doğu ve İnternet Faktörü-Gümrük Sorunları

Katı hal aydınlatma sektöründe bilimsel, yön verici ve yenilikçi Ar-Ge ve teknolojik gelişim genel olarak batıda; uygulamaya yönelik ikincil Ar-Ge kısmen, üretim ise büyük oranda Uzak Doğu’dadır. Bu, doğrudan bir sakınca yaratmamakla birlikte Uzak Doğu’da gerçekleştirilen üretimin başka sektörlerden de bilinen sakıncalarının LED alanında da yaşanmasına neden olmaktadır. Uzak Doğu’da son derece kaliteli üretim de mevcuttur. Dolayısıyla, buradaki sorun Uzak Doğu ürünleri değil, Uzak doğu’nun hangi ürünlerinin seçilip ithal edildiğidir.

Pek çok Uzak Doğulu üreticinin web siteleri bilinçli ya da bilinçsiz ifade hataları içermektedir. “ISO9001 koşulları gözetilerek yapılan üretim” ifadesi, buna tipik bir örnektir. İfade, ISO9001’e uygun üretim stratejisinin belirlendiği anlamına gelse de söz konusu belgeye üreticinin sahip olup olmadığı konusuna bir açıklama getirmemektedir. Web sitesindeki tesis fotoğraflarının gerçekten üreticiye ait olup olmadığı da başka bir soru işaretidir. İnternet sitesinde görülen ürün fotoğraflarının firmaya ait olup olmadığı konusu da araştırılmalıdır. Üreticinin daha önce bu üründen imal edip etmediği, sektördeki saygınlığı, ürünlere verdiği garantinin süresi gibi kritik soruların cevaplarının bazı durumlarda araştırılmadığı ya da atlandığı görülmektedir. Gümrük mevzuatında yapılan düzenlemeler ve CE zorunluluğu bu konuda herhangi bir iyileşme sağlamamıştır. Uygulama halen olduğu şekilde kalırsa, sağlaması da beklenmemelidir. CE belgesinin ne de veya hangi üründe var olduğu tartışma konusudur.

Bu belirsizlik, sektör temsilcileri tarafından defalarca yaşandığı üzere önemli bir oranda gümrük ve TSE memurlarının konu ile ilgili bilgi eksikliğinden ve Uzak Doğu ürünlerine üstü kapalı olarak sorun çıkarma yanlısı bir anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bu yazının amacı, söz konusu politikayı tartışmak değildir. Ancak, uygulamada, IP65 sızdırmazlık ürünlerinin yüksek voltaj sınıfına girdiğini, çünkü 65 volt ile çalıştığını iddia eden bazı kontrol memurlarına zaman içinde rastlanmıştır.

Diğer yandan, Türkiye’deki mevzuata göre CE gerektirmeyen (kapsam dışı) LED ürünlerin, üzerlerinde belgelendirilmiş laboratuvar testleri sonucunda alınmış CE işareti olduğu için gümrükten geçemediğini ve üreticisine geri gönderildiği; aslında yasal olarak hak edilerek alınmış olan CE işaretlerinin üzerlerinin kapatılıp ürünlerin yeniden ithal edildiği de defalarca görülmüş ve yaşanmıştır. Renk değiştiren LED DMX tüplerin floresan lamba olmadığına bir türlü ikna olmayan gümrük memurlarını ya da üzerinde teleskopik metal anteni olan RGB kontrol cihazı vericisinin infrared verici olduğunu iddia eden gümrük memurlarıyla da çeşitli vesilelerle karşılaşılmıştır.

Tersine, yalnızca CE işaretine sahip olduğu için ülkeye sorunsuzca girebilen kalitesiz ürünler, RoHS uyumlu olup olmadığı ile kimsenin (ve yasaların) ilgilenmediği
yüzlerce ürün piyasada rahatlıkla bulunmaktadır. Hatta RoHS’un marka olduğunu zanneden kişilerle de karşılaşılmıştır. Sonuç olarak CE zorunluluğu bazı ürünlerin ülkeye girişini engellemektedir. Ancak, bu engelleme piyasadaki ürün kalitesine olumlu etki yapmaktan son derece uzaktır. Çözüm LED’i kısa vadede ithal edip ülkemizde kaliteli ürün olarak piyasaya sürmektedir. Bu da üreticilerin ve tüketicilerin bilinçlenmesiyle düzelecektir. Sorunu karmaşıklaştıran başka bir husus ise hem internetin sağladığı kolaylıklar hem de yukarıda belirtildiği gibi LED aydınlatma konusunun basit sanılması nedeniyle son kullanıcıların (proje sahipleri de dahil) kendilerinin doğrudan ithalata kalkışmalarıdır.

LED aydınlatma şirketleri bile seçim ve kalite yönünden zor durumda kalabilirken son kullanıcıların internet üzerinden ya da Uzak Doğu’ya birkaç günlüğüne eleman göndererek alım yapması büyük bir risktir. Dikkatsiz ya da bilgisiz seçimler sonucunda getirilen kalitesiz Uzak Doğu ürünleri, yine Uzak Doğu’da yapılan son derece kaliteli ürünlerin de adını lekelemekte, bu kaliteli ürünleri getiren ithalatçıların ürünlerine ise “Çin malı” ön yargısı ile yaklaşılmasına neden olmaktadır.

Fikri Patent Hakları Konusundaki Umursamazlık ve Yasal Boşluklar

Pek çok LED aydınlatma ürünü, DMX 512 sistemlere ait yazılımlar ve tasarımlar, patent hakları ile korunmuş durumdadır. Bu patentlerin bazılarının Türkiye’de de geçerli olup olmadığı hukuksal inceleme gerektirmekle beraber, Türkiye’de dahil olmak üzere geçerli marka patente sahip bazı ürünlerin taklitleri hem düzenli olarak Uzak Doğu’dan ithal edilmekte hem yerli olarak yapılmaktadır. Bu da bazı ürünlerin ülkemize kolayca girmesine ya da ülkemizde rahatlıkla üretilip satılması anlamına gelmektedir. Bu tür uygulamalar, fiyat açısından da gerçek ürüne karşı haksız rekabet yaratmaktadır. Katı hal aydınlatma sektörünün yazıda söz edilen hususlar ve çevresel zorunluluklar göz önüne alınarak aktif biçimde desteklenmesi halinde orta ve uzun vadede hem aydınlatma sektörü hem de ülkemiz için önemli katkılar sağlanabilecektir.

Aydınlatma ve enerji verimliliği projeleri üzerine çalışan Ümit Gökçen, 15 yıldır Masterled Aydınlatma firmasında Üretim ve Ürün Geliştirme Müdürü olarak çalışmaktadır. Gökçen; LED teknolojisi ve LED aydınlatma konularında tecrübelerini ziyaretçilerimiz ile Aydınlatma Üniversitesi'nde paylaşmak üzere Aydınlatma Portalı'nda yazmaktadır.
Bir Yorum Yazın
Ziyaretçi Yorumları - 2 Yorum
  1. Ibrahim dedi ki:

    Bu yazınız için teşekkür ediyorum. Bütün Aydınlatma firmalarına teker teker gönderilcek bir yazı.

  2. Bahattin Çetintaş dedi ki:

    Elinize sağlık çok açıklayıcı olmuş. Sektörde ki bu gelişim devlet eliyle standartlaşmadığı sürece her üretici bende de led var diyip piyasaya girmeye, üretmeye devam edecektir.
    Bunun sonucunda led kullanan tüm müşteriler mağdur olmaya ve yanlış yönlendirilmeye devam edecektir.
    Belki üniversiteler veya değerli hocalarımız sizlerin sayesinde daha fazla bilinçlendirme ve özel kuruluşlara aydınlatma ile ilgili eğitimler verebilirse belki madalyonun diğer yüzünü de görüp, merdiven altı üreticilere itibar etmemeyi tercih eder.

    Teşekkürler.